Türkiye'nin Ýlk Flash Blogunda Müzik,Fotoðraf ve Yazý buluþuyor! flash blog flash web site flash web tasarým paylaþým flash web tasarým tasarým site roviss desenblog desendesign desen flash web site tasarým flash tasarým flash site tasarýmý flash tasarýmý flash web tasarýmý flash web site yapýmý farklý tasarým özgün tasarým html macromedia flash 2d animasyon animasyon web animasyon desenDesign desen dizayn desen dizayn vcd dvd reklam filmi prodüksiyon produksiyon production filim tanýtým filmi þirket tanýtým firma tanýtým DESEN DESIGN WEB DESIGN STUDIO Web tasarýmý Web tabanlý yazýlýmlar interaktif CD kurumsal kimlik Marka tescili ve danýsmanlýk hizmetleriWeb Dizayn Grafik dizayn logo dizayn özel ders web tasarým web sayfa flash web tasarým web tasarým web sitesi veb sitesi internet sitesi desen design desendesign desen dizayn web tasarým teknoloji çözümleri dinamik içerik interaktif içerik eðitim cd web tasarýmý elazýð flash web flash site flash site yapýmý flash web sitesi flash internet estetik site görsel etkileme web sitesi tasarýmý elazýð web sayfasý tasarýmý web tasarým internetten satýþ sipariþ web tasarým web design elazýð türkçe flash blog paylaþým þiir roviss makale düþünce gazete haber günlük eðitim islam din peygamber kuran hadis flash web tasarým design desenblog internet site
Hiç bitmeyecekmiş gibi ömür tüketip, bitecekmiş gibi dünyaya sarılmak ne gariptir...
Ne gariptir insan olmak...
Ufacık hayatlara kocaman anılar sığdırmak, kocaman hayalleri ufacık hayatlara sığdırmaya çalışmak ne gariptir. Kışın soğuğundan usanıp yazı beklemek, yazın sıcağından bıkıp serinliği özlemek ne gariptir. Her gün uykuya dalmak, yemek yemek, konuşmak, aynı işlerin peşinde koşturmak ve bunlardan bıkmamak ne gariptir. Öyle de her gün bir şeylere kızmak, bir şeylere kafa tutmak, aynı insanlara aynı sözlerle yanaşmak, aynı insanlardan aynı sözlerle uzaklaşmak ne gariptir.
Aşkı bilmemek, hakikate boyun eğmemek, sevmemek ve sevilmemek ne gariptir...
Seçimi elimizde olmadan ilk nefesi almak, bize gösterilene “anne”, bize gösterilene “baba” demek, bir müddet hayatın ne olduÄŸunu anlamamak, hatta sonraları o günleri dahi hatırlamamak, doÄŸmak, dahası bebek olmak ne gariptir.
Her gün tebessümler saçacak kadar berrak bir kalbe, ufacık şekerlemelere gözyaşı dökecek kadar masum bir yüreğe sahip olmak, karşılıksız sevmek, karşılıksız sevilmek, sonunda yorgunluktan başka getirisi olmayan oyunlar oynamak ve dahası çocuk olmak ne gariptir.
Dünyayı küçültmek, her ÅŸeye gücü yeteceÄŸini düşünmek, her ÅŸeyi bildiÄŸini sanmak, gülmeyi de aÄŸlamayı da iyi sebeplere baÄŸlamak, biraz asi, biraz dik baÅŸlı olmak, sevgi aramak, sevgiyi bulmak, sevgide karşılık aramak, sevgide karşılık bulmak, adı “aÅŸk” olan oyunlar oynamak, getirisi hicran olan oyunlardan uyanmak ve dahası genç olmak ne gariptir.
Çalışmak, çalışmak, çalışmak ve hepsini ihtimalle “aile” denilen ÅŸey için yapmak, anne olmak, baba diye yankı bulmak, uzun bir süre para için saÄŸlıktan, sonrasında saÄŸlık için paradan olmak, getirisi yine para ve yorgunluk olan oyunlar oynamak, tam rahata eriÅŸildiÄŸi düşünüldüğünde aynada kırışığı bol bir surata bakar olmak ve dahası yaÅŸlanmak ne gariptir.
Seçimi elimizde olan bir hayatı geride bırakmak, kadere ve Allah’ın varlığına en yüksek derecede inanmak, yapılması doÄŸru olup da yapılamayanlara, yapılması yanlış olup da yapılanlara üzülmek, bazı ÅŸeyler için fazlaca geç kalındığını düşünmek, yorgun bir bedenle yapamadıklarını yapmayı denemek, etrafına baktığında kendini tam manasıyla anlayan sade bir kiÅŸiyi görmek, onun saÄŸlığını kendinden fazla düşünmek ve nihayetinde getirisi defterine yazılmış ÅŸeylerden ibaret bir oyunu bitirmek, son nefesi vermek, bu dünyadan göçmek ve dahası ölmek ne gariptir...
Ne gariptir geride bir şey bırakmamak, ölümü de öldürene tabi olmadan ölmek ne gariptir...
Ne gariptir insan olmak, insanlığını da unutup başka şeylere kul olmak ne gariptir...
Ne gariptir yaşamak, yaşamadığı halde yaşadığını sanmak ne gariptir...
Ne gariptir...
...
Bir garip Mahmud... 80'li yılların ortaları, mevsim Haziran'a çalmışken gelmişiz; "imtihan zor evlat!" denilecek, çoçuk yaşta yaşlanmaya başlayacağımız dünya devletine...
O günden, bu güne... değişti elbet her şey ve biz de değiştik bilmeyerek, belki istemeyerek...
Üzüntülerimiz kadar sevinemediğimiz doğrudur... Gerçekleşen hayallerimiz, hayallerimizin yanında yok denecek kadar yoktur...
Amma velâkin, adımız Mahmut'tur... Nüfus memurluğuna göre gencizdir güya... Memleketimiz bazen "şükür", bazen "tüh" diyecek kadardır ve adı Ankara'dır hatta...
Yakışıksız bir siluet, belirsiz bir fıtrat, alelade bir hayat, hatırsız bir hafıza, kendinden geçmiş bir beden, soluk almaya direnen bir ciğer, yarını bugünden bugünü dünden farksız günler...
Fakat yaşıyoruz, hatta nefes alıyoruz, ölmeyecek kadar olmasa da ölecek kadar yiyor ve içiyoruz... Mutluluk kırıntılarına sevinecek kadar kanaatkar olamıyorsak da, içerlemiyoruz büyük mutluluklar yaşayamadığımıza... Üzüntülere gerektiği kadar sabır gösteremiyorsak da, isyan etmiyoruz halden kötü haller var düsturunca...
Yine de seviyoruz insan olmayı, yanına inancımızı koymayı, adımızı bîçâre bırakmayı, anlaşılmamayı, yanlış anlaşılmayı bu yüzden kaleme sarılmayı, beceremediğimiz halde okumayı, yazmayı, susmayı...
Yazıyoruz, yazmak için değil, takdir için değil, kendimizi tanımak adına yazmayı... Bir şeyleri aramayı, bulmayı, bulduğumuzu sanmayı...
Hamdolsun bîçâreyiz...
Çaresizlik çaremiz, çaremiz çaresizliğimiz... desenblog
blog
edebiyat
forum
Biçare
Sarba126
İslam
Mühür
Åžiir
Peyami Safa
Müslüman
Hizmet
Blog
Çay
AÅŸk
Sevgi
Huzur
Mümin
İskender Pala
Google
Yahoo
Msn
Mp3
Film
Video
Kitap
Sigara
Resim
Hotmail
Kelime
Harf
Türkçe
İngilizce Bîçâre kelimeler...