Bîçâre kelimeler... mahmut sayar desenblog blog edebiyat forum bîçâre sarba126 İslam mühür şiir peyami safa müslüman hizmet blog çay aşk sevgi huzur mümin iskender pala google yahoo msn mp3 film video kitap sigara resim hotmail kelime harf ma Rengi, kokusu var mıdır hayallerin? Oturunca kıyısına güzel şehrin, pusulayı çevirince en mûnis düşlere, hatıra bırakınca gülmeleri, uzun uzun düşünmeleri, dinlediğin en hoş şiiri ve duyar gibi olunca sevgilinin sesini, doğacak günlerin haberi fısıldayınca kulağına hafiften, radyoda cızırtılı bir ses işitince ve en sevdiğin melodi takip edince saniyeleri... İçinde sen olan tüm rüyaların sonu belliydi. Ya kayboluyordum ya da düşüyordum büyük bir uçurumdan. Korkum uykularıma, ümidim uyanmalarıma rast geliyordu nedense. Üzerimde binlerce bakış, kesip biçiyordu bedenimi, birilerini sevmek şöyle dursun düşünmek dahi yasaktı ülkemde. Askerleri bunun için vardı, asayiş hayallerin yokluğuyla doğru orantılıydı. Her kalem savuruşum, kayboluşuma denk geldi. Her kayboluşum yeniden başlama çabalarıma. Çok yorulmuştum, düşüncelerimi bedenim, bedenimi yüreğim taşıyamaz hale gelmişti. Kurtulmalıydım prangalarımdan, bineğime atlayıp gitmeliydim bu diyardan... Sessiz çığlıkların kulak tırmalamadığı... Sevmelerin sevgisizliğe mağlup olmadığı bir şehir vardı mutlaka. Bir şehir... Irmaklarına aşklar düşen, vapurlarından melodiler yükselen, martıları şiir söyleyen, insanları tebessüm eden bir şehir. Sokaklarına sevdaların taştığı, pencerelerinden mutlu kızların baktığı, nazik adamların muhabbet pazarladığı bir şehir... Ferhatlara rast gelebileceğim bir yerdi tek dileğim, kötü hükümdarların çoktandır uğramadığı ya da uğramaktan korktuğu bir yer. Bitmeyen ezanlar işitmekti niyetim, secdelerden korkanlarla, secde etmeye korkanların olmadığı bir yer. Duasıyla ordulara savaş açanların rüyalardan kurtulup, bedenlere giydirildiği bir yer... Yürek titreten hatipler lazımdı işiteceğim, kalbi bedenine sığmayan kâtipler. Müebbet cezalar verilmeliydi sevme adına, yasaklar konulmalıydı aldatan insanlara. Sıradaki parça sevip de kavuşamayanlara değil, kavuşan sevgililere ithaf olunmalıydı belki de... Hayaller lazımdı kurmayı bilenlere, hayaller geniş yüreklilere... Gökten üç süpürge düşmeliydi bazen. Üçü de toparlamak üzere, ufalanan hayallere... ... Mahmut Sayar 80'lerin ortaları, mevsim Haziran'a çalmışken gelmişiz; "imtihan zor evlat!" denilecek, çoçuk yaşta yaşlanmaya başlayacağımız dünya devletine... O günden, bu güne... değişti elbet her şey ve biz de değiştik bilmeyerek, belki istemeyerek... Üzüntülerimiz kadar sevinemediğimiz doğrudur... Gerçekleşen hayallerimiz, hayallerimizin yanında yok denecek kadar yoktur... Amma velâkin, adımız Mahmut'tur... Nüfus memurluğuna göre gencizdir güya... Memleketimiz bazen "şükür", bazen "tüh" diyecek kadardır ve adı Ankara'dır hatta... Yakışıksız bir siluet, belirsiz bir fıtrat, alelade bir hayat, hatırsız bir hafıza, kendinden geçmiş bir beden, soluk almaya direnen bir ciğer, yarını bugünden bugünü dünden farksız günler... Fakat yaşıyoruz, hatta nefes alıyoruz, ölmeyecek kadar olmasa da ölecek kadar yiyor ve içiyoruz... Mutluluk kırıntılarına sevinecek kadar kanaatkar olamıyorsak da, içerlemiyoruz büyük mutluluklar yaşayamadığımıza... Üzüntülere gerektiği kadar sabır gösteremiyorsak da, isyan etmiyoruz halden kötü haller var düsturunca... Yine de seviyoruz insan olmayı, yanına inancımızı koymayı, adımızı bîçâre bırakmayı, anlaşılmamayı, yanlış anlaşılmayı bu yüzden kaleme sarılmayı, beceremediğimiz halde okumayı, yazmayı, susmayı... Yazıyoruz, yazmak için değil, takdir için değil, kendimizi tanımak adına yazmayı... Bir şeyleri aramayı, bulmayı, bulduğumuzu sanmayı... Hamdolsun bîçâreyiz... Çaresizlik çaremiz, çaremiz çaresizliğimiz...

Ücretsiz Türkçe Blog - deSenblog web tasarýmmahmut sayar desenblog blog edebiyat forum bîçâre sarba126 İslam mühür ÅŸiir peyami safa müslüman hizmet blog çay aÅŸk sevgi huzur mümin iskender pala google yahoo msn mp3 film video kitap sigara resim hotmail kelime harf ma